Ana Sayfa Beslenme, Diyet, Genel, Sağlık 9 Aralık 2014 1773 Görüntüleme

Asrın Gıdası Spirulina mı olacak?

En zengin antioksidan kaynaklarındandır. Vitamin B-1, B-5 ve B-6, mineraller olarak çinko, magnezyum ve bakır, aminoasitlerden methionine ve süper antioksidan olan beta-karoten, E vitamini ve selenyum içerir. En zengin Gamma Linoleik Asit (GLA) içerir. Sütten kat kat fazla kalsiyum içerir. Ağız ve vücut kokularını yok ediyor.

Bir süredir değişik sağlık problemleri nedeniyle anemi (kansızlık) ile boğuşuyor ve demir tabletlerinin yan etkileri nedeniyle sıkıntılar yaşıyordum. Bir doktor arkadaşım bana Spirulina yosun tableti kullanmayı önerdi. İçeriğini bilmediğim hiçbir şeyi kullanmam, hem merakım hem tedbir gereği; hemen arama motoruna Spirulina yazdım…

Yaptığım araştırmanın sonuçlarında kendi sıkıntıma çare ararken çok ilginç noktalar ile karşılaştım ve paylaşmadan duramadım.

Spiriluna’yı bir yazıya taşımak istememdeki temel amaç; tüm dünya ve Türkiye için duyduğum gelecek endişelerine karşı farklı bir umut kapısı yaratabileceğimiz ve doğru değişim sağlayabileceğimiz yeni bir üretime dikkat çekmek… Küresel ısınma ve kirlenme nedeniyle değişen dünya koşuları mevcut tarım şeklimizi değiştiriyor. Kuraklık kapımızda, su kaynaklarımız hem azalıyor, hem kirlendi. Yavaş yavaş eski bereketli topraklarımızı ve çok zengin olan besin kaynaklarımızı kaybedeceğiz. Küresel ısınma ve kuraklıktan etkilenecek birinci bölgenin içinde yer alıyoruz ne yazık ki… Ülkemizin ekonomik durumu da meydanda, iş kaynakları yaratma konusunda kısır bir ülkeyiz ve tüketmeyi üretmekten daha çok seviyoruz. Yoktan yaratan eski toplumsal kimliğimiz yerine hazırı ve kolayı seçip, tüm hammadde ve işgücü zenginliğimize rağmen üretimde dışarıya bağımlı bir toplumsal kimlik oluşturduk ya da buna zorunlu olarak yönlendirildik.  Artık pek çok konuda dış tavsiyelerle hareket eden, bağımlı bir ülke olduğumuzdan önümüze konan aldatıcı yemekleri bir çırpıda midemize indiriyoruz. Yeni nesil “ne üretip yaratabilirim”den çok “neyi en kolay en hızlı şekilde tüketebilirim” bilincinde ilerliyor. İstisnaları ayrı tutuyorum ve genel görünüm üzerinde dikkati çekiyorum.

Amacıma dikkat dedikten sonra Spirulinanın ne olduğu, nasıl yetiştiği ve zenginliği konusunda bilgilere geçebilirim.

Spirulina nedir?

Spirulina mavi yeşil alglerden mikroskobik bir yosun türü. Aslında ona asrın süper gıdası denilse de, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanıyor. 1500’lü yıllardan kalan kaynaklara baktığımızda Aztekler tarafından kullanıldığı bilgisine ulaşıyoruz. Azteklerden kalan eserler arasında spirulina toplayan kadınların resimleri var.

Ayrıca Çad gölü kıyısında yaşayan Kanembu kabilesi yerlileri de bu besini çok eski çağlardan beri kullanmaktalar. Avustralya Aborjinlerinin dayanıklılığında epey çok tükettikleri Spirulina’nın önemli etkisinin olduğu tespit edilmiş. Bilimsel anlamda spirulina üzerine çalışmaların başlaması ve ticari anlamda kültürlerinin yapılması 1963 yılında Fransız Petrol Araştırma Enstitüsü tarafından olmuş. Daha sonra NASA astronotlarına besin tableti yapılması amacıyla bu yosun çeşidi üzerinde çalışmalar yapmış. 2000’li yıllarla birlikte Birleşmiş Milletler ve Dünya Tarım Örgütleri tarafında bu besinin hem çocuklar hem de yetişkinler için çok faydalı olduğu kabul edilmiş. Amerika, Japonya, İsrail, Tayvan, Tayland gibi ülkelerde üretilen spirulina’nın üretimi ülkemizde başarılmış. Nedir ki bu başarı demeyin; örneğin İsrail sıcak iklimine rağmen bunu başaramamış!

Spirulina, optimum büyüme sıcaklığı 35–37 ºC arası olan bir mikroalg türüdür. Amerika ve Afrika’daki bikarbonat içeriği yüksek alkali göllerde doğal olarak rastlanır. Özellikle sıcak havalarda sığ göllerde yoğun olarak ürer. Fakat bu tip ortamlarda, hücrelerin başta ağır metaller olmak üzere istenmeyen bazı maddeleri hücre içinde biriktirmeleri söz konusudur. Sera tipi üretimde besin tuzları kullanılır. Bir çark yardımıyla sürekli devir daim edilirse hücrelerin ışıktan maksimum şekilde yararlanması ve besin tuzlarının homojen dağılımı sağlanır. Kültürler, önceden belirlenen yoğunluğa ulaştığında süzülür ve kurutma odasına alınırlar. Ürün burada, hücre içinde bulunan protein, pigment ve minerallerin zarar görmemesi için en kısa sürede ve uygun sıcaklıkta kurutulur.

Basit bir su yosunu görüntüsündeki spirulina, doğadaki en zengin biyolojik değerde bitkisel proteine sahip olan besindir. İçerdiği protein oranı %65 dir ki bu rakam en yakın rakibi olan soya fasulyesinin yaklaşık 2 katıdır. Doğadaki en zengin organik demir oranına sahiptir. Ispanaktan 58, dana ciğerinden 28 kat daha fazla demir içerir. Doğadaki en zengin B-12 vitaminine sahip besindir. En yakın takipçisi dana ciğerine göre 2-6 kat fazla B-12 vitamini içerir. Bilindiği gibi B-12 vitamini kırmızı kan hücrelerinin yapımında ve sinir sistemi fonksiyonları için gereklidir.

Doğadaki en zengin antioksidan kaynaklarındandır. Vitamin B-1, B-5 ve B-6, mineraller olarak çinko, magnezyum ve bakır, aminoasitlerden methionine ve süper antioksidan olan beta-karoten, E vitamini ve selenyum içerir.

Doğadaki en zengin E vitamini içeren besindir. En yakınındaki buğday filizinden 3 kat yaklaşık daha fazla E vitamini içerir.

Doğadaki en zengin Gamma Linoleik Asit (GLA) içeren besindir. En yakın çuha çiçeğinden 3 kat fazla GLA içerir. GLA yağ birikintilerinin çözülmesini sağlar. Böylece kalp rahatsızlıklarının önlenmesinde rol oynar ve kötü kolesterolü düşürür.

%1’lik klorofil oranıyla en yüksek klorofil içeren besinlerdendir. Yeşil rengi içerdiği magnezyum iyonundan gelir.

Sütten kat kat fazla kalsiyum içerir. Kalsiyum kemikler ve nöral iletim için gereklidir.

Ayrıca ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) spirulina’daki sulfolipitlerin HIV (AIDS) e karşı dikkat çekici ölçüde aktif olduklarını, düzenli dozlarda alınmasının anti-viral faaliyetleri hızlandırdığını, bağışıklık sistemini teşvik ettiğini, böbrek toksisitesini ve radyasyon kaynaklı hastalıkların şiddetini azalttığını belirlemiştir.

Rahatlıkla sindirilebilen Spirulina, gastrit, ülser gibi mide rahatsızlıklarında destek tedavi olarak öneriliyor. Mide ameliyatları sonrası hastalara ilk besin olarak Spirulina verilmesi halinde ameliyat komplikasyonlarının en aza indirgendiği de belirlenmiş. Spirulina ilaç olmadığı için kullanımda bir üst sınır yok, çünkü o bir besin maddesi, istediğin kadar tüketebiliyorsun.

Yosun, bazı zehirlenmelerde de etkili. Özellikle radyasyon düzeyini düşürücü etkisi, bilim adamlarına cazip geliyor. Çernobil kazası sonucu yüksek radyasyon almış çocuklar üzerinde yapılan deneylerde başarılı sonuçlar elde edilmiş. Bu yosunla beslenen çocuklarda radyasyonun diğerlerinden daha çok düştüğü saptanmış.

Yosun, krem, maske, sabun, şampuan ve cilt renklendirici ürünlerde kullanılabiliyor. Araştırmalar, yosunun cilt metabolizmasını desteklediğini ve keratin oluşumunu önlediğini gösteriyor. Cilt yanıklarında da tedavi edici etkiye sahip.

Spirulina düzenli kullanıldığında ağız ve vücut kokularını da yok ediyor.

Doğal yeşil rengi gıda boyası olarak kullanılıyor. Elde edilen gıda boyası, hem besleyici hem de zararlı değil.

Yosun, ilaç yapımında da kullanılıyor. Bazen direkt bazen de içeriğinden ekstrakte edilen karoten, fikosiyanin, ksantofil, linoleik asit gibi maddeler ilaçlara katılıyor.

Yosunların bir özelliği de besin olarak suda bulunan nitrat, fosfat, amonyum gibi tuzları bünyelerine alarak organik hale dönüştürmeleri. Spirulina ile atık sular temizlenebiliyor. Özellikle atık suların temizlenmesini sağlama özelliği ile bulunmaz doğal bir özelliğe sahip.

Bunun yanı sıra kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin üretimini teşvik ediyor. Bu nedenle kansızlık sorunu olanlar için de muhteşem bir kaynak spirulina. Ayrıca yine içinde bulunan alfalinolenik asit sayesinde kolestrolün seviyesini düzenlemek, kan basıncını ayarlamak, hücre yenilenmesini sağlamak ve dinamizm kazandırmak gibi görevleri de başarıyla yerine getiriyor.

Zayıflatan yosun kapsülü adı altında internet ve aktarlarda satılan bu ürünler, yosun özleri( SPİRULİNA değil) yanı sıra, reçete ile satılan bazı zayıflama ilaçlarının etken maddesi olan Sibutramin içermektedir.

Sibutramin, açlık duygusunu azaltmak üzere merkezi sinir sistemine etki eden bir kimyasal moleküldür. Ancak, doktor reçetesi ile ve tıbbi kontrol altında kullanılması gereken bir ilaçtır, çünkü uygun olmayan bir kullanım sonucu kalp ve damar sisteminde, gastro-intestinal sistemde, merkezi sinir sisteminde, deride, duysal organlarda ağır yan etkilere yol açabilmektedir. Ve özellikle, başka ilaçlarla birlikte (bazı anti depresanlar, bazı migren ilaçları, öksürük, nezle tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar…) alındığında dikkatli ve hassas olmak gerekmektedir.

Eğer kullanım kararı alındıysa ( tabii ki bir doktor gözetiminde)yosun tabletleri içerisinde kesinlikle, yan etkilere neden olabilecek Sibutramin ya da benzer bir kimyasal madde bulunmamasına dikkat etmek gerekli.  Özellikle yurda kaçak giren ve haberlere konu olan sahte yosun tabletlerine karşı dikkatli olunmalı, çünkü çoğunun içinde zararlı maddeler mevcut. Kendi üretimimiz olan (Ege Üniversitesinin onayını alan) tabletlere güvenmemizde bir sakınca görmüyorum.

Ege Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesinde özel bir proje kapsamında olan ve Tarım Bakanlığı’ndan üretim izni bulunan bu gıda hakkında insan bünyesi için temel besin kaynağı haline getirilmesi tartışmaları süredursun belki de hapla beslenme çağı kapımıza dayandığı gibi gıdacıların hayali olan dünyadaki açlık tehlikesinin de sonu gelmek üzeredir, kim bilir?

Spirulina üretimi için, ilk olarak küçük hacimlerde laboratuvar koşullarında kültüre alınmaktadır. Kontrollü koşullarda üretimi gerçekleştirilen kültürlerin dış koşullara adaptasyonunun sağlanması ve yoğunlaştırılması amacıyla, kültürler alg üretim serasında daha büyük hacimli sistemlere transfer edilmektedir. Sera koşullarına adapte olan ve yoğunlaşan Spirulina kültürleri en son olarak da çark yardımıyla sirkülasyon sağlanan havuzlara aktarılmaktadır.

Türkiye için  nasıl bir önemi olabilir?

Ülkemiz iklim koşulları bakımından Spirulina kültürü için uygun şartlara sahip. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde Spirulina ve diğer ticari öneme sahip türlerin büyük ölçeklerde üretim çalışmaları 2005 yılının Eylül ayından itibaren başarıyla sürdürülmüş. Bu tür, 35-38 ºC arası optimum sıcaklığa gereksinim göstermesi nedeniyle, genelde daha ılıman iklim şartlarına sahip Ege ve Akdeniz Bölgelerinde üretilmekteymiş, fakat ülkemizin güney kesimlerine nazaran daha sert bir kış dönemine sahip Marmara bölgesinde Spirulina üretiminin mümkün olup olmadığını anlamak amacıyla, bu türün üretimine Çanakkale`de başlanmış ve kış döneminde kültürler sera içinde gerçekleştirilmiş.

Gerçekleştirilen denemelerde, özellikle Ocak ve Şubat aylarındaki yoğun kar yağışına ve hava sıcaklığının – 8 ºC gibi dondurucu değerlere ulaşmasına rağmen kültür bozulmadan bu olumsuz koşulları atlatmayı başarmış. Spirulina`nın Marmara Bölgesinde de tüm sene boyunca üretilebileceği görülmüş.

Çukurova Üniversitesinde meslek edindirme çalışması kapsamında ev hanımlarına yönelik kurslar düzenlenmiş ve pek çok kadın, evlerinin balkonunda, terasında ve hatta çok küçük bidonların içinde üretim yapmayı başarmış. İş ve meslek edinme aşamasında Spirulinanın en cazip yönü ise, çok karlı kazanç sağlaması. Üretmeyi başaranların meslek edinip, para kazanması memnunluk verici ve farklı ve büyük bir sektöre yönelmemiz için karşımızda açılan küçük örnek bir pencere bence…  O pencereden çok güzel bir bahçeye adım atabiliriz, çünkü çok fazla yatırıma gerek olmadan üretilebilen bu gıdanın özellikleri gerçekten çok cazip.

• Vitamin, calsium ve protein deposu,

• bağışıklık güçlendirici,

• AİDS’e karşı pozitif etkili,

• radyasyonu vücuttan temizleyebilen,

• mide, karaciğer, kalp ve damar dostu,

• yan etkisiz,

• kan hücrelerini arttırıcı,

• antidepresan etkili,

• enerji verici,

• antioksidan,

• zayıflamaya yardımcı,

• kirli suları temizleyebilen,

• kolay ve ucuz üretilen,

• pratik

• kullanım alanı geniş

Bir gıda uzmanı değilim ama bu özellikleri aynı anda ve yüksek oranda kendi bünyesinde toplayabilen çok fazla besin bulunmamaktadır.

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com